Geriatri uzmanı Bruno Vellas'a göre bugünün 70 yaşındakisi, 20 yıl önceki bir 60 yaşındakiyle karşılaştırılabilir bir kapasitede yaşıyor. Bu tablo tıbbın odağını değiştiriyor.
Bugün 70 yaşında olan bir insan, 20 yıl önce 60 yaşında olan biriyle karşılaştırılabilir bir kapasiteye şimdiden sahip. Bunu söyleyen geriatri uzmanı Bruno Vellas, yaşlanmayı ölçmenin en iyi yolunu 'içsel kapasite' dediği kavramda buluyor, yani bir insanın fiziksel ve zihinsel işlevlerinin bütününde. Bu ölçüye bakıldığında, insanların aynı yaşta gösterdiği işlevsel düzey geçmişe göre belirgin biçimde yükselmiş durumda.

Vellas'ın kırk yıllık kariyerinde gördüğü en büyük değişim, tıbbın yön değiştirmesi. Bir zamanlar yaşlanmak, zamanın kaçınılmaz bir sonucu sayılıyordu. Tıp çoğunlukla ortaya çıkan hastalığı tedavi ediyordu. Bu tedavi ise yaşlılarda sık sık bağımlılık üretiyordu.

Şimdi yön tersine dönüyor. Amaç, insanın görme, işitme, hareket ve hafıza gibi işlevlerini daha bozulmadan korumak. Sağlıklı yaşlanma da artık, hayatta en çok değer verdiğimiz şeyleri yapmayı sürdürebilecek gücü elde tutmak olarak tanımlanıyor. Bugün hayatımızın yaklaşık üçte biri 60 yaşından sonraya denk geldiğine göre, bu koruma çabası giderek daha uzun bir dönemi kapsıyor.

Bu erken koruma fikrinin merkezinde kırılganlık var. Kırılganlık, bağımlılıktan bir önceki aşama ve en önemlisi hâlâ önlenebiliyor. Oysa geleneksel olarak insanlar ancak 80 yaşını geçip birden fazla sağlık sorununu biriktirdiğinde fark ediliyordu, yani müdahalenin çok daha zor olduğu bir noktada.

Vellas'ın Dünya Sağlık Örgütü'yle birlikte geliştirdiği ICOPE programı bunu tersine çevirmeyi deniyor. İşlevlerin 50 yaşından itibaren değerlendirilmesini, ICOPE Monitor gibi dijital araçlarla izlenmesini öneriyor. Fransa'da bu yolla yaklaşık 150 bin yaşlı takip ediliyor. İşlev kaybı erken görülünce, bağımlılık gelişmeden araya girmek mümkün oluyor.

BİYOLOJİK YAŞ, ALZHEİMER'DA EN BELİRLEYİCİ ETKEN

Biyolojik yaş, Vellas'a göre Alzheimer'ın gelişmesinde açık ara en büyük risk etkeni. Yani takvim yaşından çok, bedenin gerçekte ne kadar yaşlandığı belirleyici. Ne var ki bu yaşı hassas biçimde ölçmek henüz kolay değil. Umut veren bazı kan biyobelirteçleri var, ama günlük klinik kullanıma girmeleri için daha çok yol alınması gerekiyor.

Ölçüm doğrulaştıkça gerobilim denen alanın önü açılıyor, yani yaşlanmanın biyolojik mekanizmalarına müdahale ederek birden çok hastalığı aynı anda geciktirme fikri. Şimdilik bu bir fikir. Olası hedefler arasında en çok konuşulanlardan biri, yaşlanmayla birlikte vücutta süren düşük düzeyli iltihaplanma. Çok sayıda biyolojik belirteci aynı anda okuyabilen yeni teknolojilerin ve yapay zekânın, önümüzdeki yıllarda bu resmi netleştirmesi bekleniyor.

SIRADA OBEZİTE GİBİ YENİ BİR UZMANLIK DALI

Vellas bütün bunların bir gün ayrı bir uzmanlık alanına dönüşeceğini düşünüyor. Sağlıklı uzun yaşamın, tıpkı obezitede olduğu gibi kendi tıp dalını doğuracağını, ama bunun yalnızca ticari değil akademik ve bilimsel bir çerçevede gelişmesi gerektiğini söylüyor. Bu yönde bir adım da atıldı. 2026 başında Fransa Ulusal Tıp Akademisi, alanın bilimsel temellerini kurmak için bir tavsiye raporu yayımladı.


Vellas'ın koyduğu hedef ise iddialı. On yıl içinde 80 yaşındaki bir insanın, birkaç yıl önceki bir 60 yaşındakine benzer bir işlevsel düzeyi koruyabilmesini istiyor. Bu başarılırsa, diyor, olağanüstü bir değişime imza atılmış olur.


Açık kalan sorular hâlâ çok. Yaşlanmanın bu biyobelirteçleri nasıl tetiklediği ve yaşam tarzının tabloda ne kadar rol oynadığı, IHU HealthAge'in yürüttüğü INSPIRE programında araştırılıyor. Vellas yakın zamanda Barselona'daki BCNPit toplantısında beyin sağlığı ile sağlıklı yaşlanma arasındaki bağı ele aldı ve şehirdeki bazı araştırma gruplarıyla ortak çalışmayı umuyor. On yıllık hedefin tutup tutmayacağını ise önümüzdeki yıllar gösterecek.


Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!