Devlerin Bilek Güreşinde "Ankara" Faktörü
Orta Doğu, 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel bir satranç tahtasına dönüştü. Bir yanda Irak'ta Nuri el-Maliki'nin iktidara dönüş ısrarı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın bu duruma karşı başlattığı ekonomik savaş ilanı; diğer yanda bölgeyi ateşe atacak bu kıvılcımı söndürmeye aday tek lider: Recep Tayyip Erdoğan.
Irak üzerinden başlayan bu "Trump-Maliki" gerilimi, aslında Washington ve Tahran arasındaki büyük hesaplaşmanın yeni cephesi. Ancak bu kez sahada, her iki tarafla da konuşabilen ve "arabuluculuğa hazırız" diyen bir Türkiye var.
Trump’ın Tweeti ve Maliki’nin "Yanıltıcı Bilgi" Savunması
Krizin fitili, Trump'ın Maliki'yi hedef alan sert mesajıyla ateşlendi. Trump, Maliki'nin başbakanlığını "yoksulluk ve kaos" olarak niteleyip Irak’a yardımları kesme tehdidinde bulundu.
Maliki’nin Meydan Okuması: El-Şarkiye kanalında konuşan Maliki, geri adım atmak bir yana, Trump’ı "yanıltıcı bilgilere dayanmakla" suçladı. Maliki, Sudani’nin adaylıktan çekilmesini "sürpriz" olarak niteleyip, kendi adaylığına yönelik Koordinasyon Çerçevesi içindeki çatlakları kabul etse de Washington'ın "korkutma kampanyasına" boyun eğmeyeceğini ilan etti.
Silahlı Gruplar ve Güvence: Maliki’nin en kritik kozu, Irak'taki silahlı gruplar. Bu yapıların silah bırakmak için "hedef alınmama güvencesi" istemesi, Maliki’yi bu grupların hamisi pozisyonuna yerleştiriyor; bu da ABD'nin "terör" hassasiyetini zirveye taşıyor.
Erdoğan’dan "Kolaylaştırıcı Rol" Teklifi
Irak'ta kılıçlar çekilmişken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Şarkul Avsat gazetesine verdiği mülakat, bölgedeki tansiyonu düşürecek yegane çıkış yolu olarak öne çıktı. Erdoğan'ın mesajları üç temel sütuna dayanıyor:
Arabuluculuk Teklifi: "Türkiye, İran ile ABD arasında kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazırdır." Bu, Ankara'nın iki düşman başkent arasındaki "güvenli kanal" olma iddiasıdır.
Askeri Müdahale Reddi: "İran’a karşı herhangi bir askeri müdahaleyi her platformda reddediyoruz." Erdoğan, bölgede yeni bir yıkım dalgasının (Suriye ve Irak benzeri) Türkiye için kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Bölgesel Akıl: Bölgeyi tanımayan senaryoların sadece acı getirdiğini belirterek, çözümün Ankara, Riyad ve İslamabad gibi yerel aktörlerin koordinasyonunda olduğunu hatırlattı.
Bu İki Gelişme Neden Birbiriyle Bağlantılı?
Bu iki haberi birleştiren asıl unsur, **"Irak'ın bir savaş sahası haline gelme riski"**dir. Maliki'nin adaylığı, Trump'ın bölgedeki İran etkisini kırma iştahını kabartıyor. Eğer Maliki geri adım atmazsa, ABD'nin Irak'a yaptırım uygulaması veya İran hedeflerine yönelik yeni bir operasyon başlatması an meselesi.
Erdoğan, Maliki'nin inadı ile Trump'ın sertliği arasındaki o dar boşluğa "Diplomatik Köprü" inşa ediyor.
Türkiye'nin arabuluculuk teklifi, aslında Irak'ın bir Lübnanlaşma veya Suriyeleşme sürecine girmesini engelleme girişimidir. Ankara, "Savaş başlarsa herkes kaybeder, konuşursak bölge kazanır" diyerek Trump'ın hırçınlığı ile Tahran'ın stratejik yayılmacılığı arasına "Bölgesel Sağduyu" setini çekiyor.
2026 Orta Doğu Denkleminde Bizi Ne Bekliyor?
Bundan sonraki süreçte iki ihtimal masada:
Senaryo A: Maliki'nin inadı sürer ve Trump yardımları keserse; Irak'ta ekonomik çöküş başlar, silahlı gruplar aktive olur ve Türkiye'nin güney sınırında büyük bir istikrarsızlık dalgası oluşur.
Senaryo B (Türkiye Formülü): Erdoğan'ın arabuluculuk teklifi Washington ve Tahran'da karşılık bulur. Irak'ta "her iki tarafın da kabul edebileceği" üçüncü bir isim üzerinde uzlaşılır ve Türkiye bu geçişin garantörü olur.
Erdoğan’ın "Suriye, Irak, Afganistan yaraları hafızamızda" sözü, Türkiye’nin bu kez izleyici kalmayıp, oyunu kuralına göre değil, kuralı koyan olarak yöneteceğinin kanıtıdır.
Kaynak: El-Şarkiye Röportajı, Şarkul Avsat Mülakatı, T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı
Fotograf: T24
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!