Diplomasinin İflası ve Şahsi Karar Dönemi
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamalarla uluslararası hukuku ve müttefiklik hukukunu bir kenara iterek, şahsi iradesini küresel bir kural haline getiren "Ben Yaparım" doktrinini resmen başlattı.
Trump’ın "Nihayetinde bu karar bana kalmış" cümlesi, Washington’un artık müzakere değil, dayatma dilini seçtiğinin en somut kanıtıdır.
İRAN DOSYASI: "İkinci Aşama" Karanlığı
Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde diplomasi masasını bir tehdit aracına dönüştürdü.
Travmatik Tehdit: "Eğer anlaşmaya varamazsak ikinci aşamaya geçeceğiz ve bu onlar için çok travmatik olacak" ifadesi, bölgesel bir yıkımın sinyalini veriyor.
Hiyerarşi Dayatması: Netanyahu’nun görüşlerini dinlediğini ancak kararın sadece kendisine ait olduğunu vurgulayarak, müttefiklerini dahi sadece "danışman" seviyesine indiren bir güç gösterisi sergiliyor.
NETANYAHU OPERASYONU: Yargıdan Kaçırma Çabası
Doktrinin ikinci ayağı ise "kendi müttefikini hukuk üstü tutmak". Trump, 7 Ekim saldırılarındaki güvenlik zafiyetinin sorumluluğunu "herkese" yayarak Netanyahu’yu aklamaya çalışıyor.
Yargıya Müdahale: İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a yaptığı "Onu affetmemekle kendinden utanmalı" çağrısı, bağımsız bir devletin yargı sistemine yapılmış tarihin en ağır dış müdahalelerinden biridir.
Savaş Dönemi Başbakanlığı: Netanyahu’yu "çok iyi bir savaş başbakanı" olarak tanımlayarak, hakkında devam eden yolsuzluk ve ihmal davalarını siyaseten yok saymaktadır.
Bu Doktrin Dünyayı Nereye Götürür?
Trump’ın bu tavrı, küresel sistemde "Güçlü olan haklıdır" anlayışını geri getiriyor.
İran’ı askeri ve ekonomik bir "travma" ile tehdit ederken, müttefikini yargıdan kaçırmaya çalışmak; uluslararası adaletin ve diplomasinin "Washington’un şahsi çıkarları"na kurban edilmesidir.
Bu Kibiri de Yazacağız!
Atalarimizın vasiyetiyle kayda geçiyoruz:
Trump’ın "Ben Yaparım" doktrini, dünyayı daha güvenli bir yer yapmıyor; aksine belirsizliği ve gerilimi tırmandırıyor. Bir liderin kendi müttefiki için "af" dilenip başka bir milleti "yok etmekle" tehdit etmesi, 2026 yılının en büyük diplomatik çöküşü olarak tarihe geçecektir.
Kaynakça ve Dayanaklar:
Resmî Tutanak: Beyaz Saray Basın Toplantısı (12 Şubat 2026).
Doğrudan Alıntı: Trump'ın "Ultimately this decision is up to me" (Nihayetinde bu karar bana kalmış) ve "He should pardon him" (Onu affetmeli) ifadeleri.
Rudaw.net
Fotograf: Turkmeneli Tv
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!