İhracatçıdan Yatırımcı Kimliğine
Türk şirketleri, küresel ticaretin yeni merkez üssü olarak ABD’yi seçti. Yıllardır hedeflenen 100 milyar dolarlık ticaret hacmi, Trump döneminde hız kazanan korumacı politikalar ve Çin ile yaşanan gerilimler sayesinde artık bir hayal olmaktan çıktı.
Türk firmaları artık ABD pazarına sadece ürün göndermekle kalmıyor; tekstilden enerjiye, seramikten çeliğe kadar her alanda dev tesisler kurarak doğrudan "Amerikan yerlisi" üretici kimliğine bürünüyor.
Trump Faktörü ve Çin Boşluğu
Bu stratejik rotanın arkasında net bir sebep-sonuç ilişkisi var: ABD’nin Çin’e karşı başlattığı ticari kısıtlamalar, küresel tedarik zincirinde devasa bir boşluk yarattı.
Bu boşluğu doldurmak için en güçlü aday olarak öne çıkan Türkiye; sanayi altyapısı ve hızlı teslimat kabiliyetiyle ABD’li alıcıların güvenli limanı oldu. Sonuç olarak, 2000’lerin başında 8 milyar dolar olan ticaret hacmi bugün 40 milyar doları aşarken, Türk şirketlerinin ABD’deki doğrudan yatırımları 13,5 milyar dolara ulaştı.
Borusan, Sabancı ve NG Kütahya
Pazarda kalıcı olmak isteyen devler kesenin ağzını açtı:
Borusan Boru: Teksas ve Panama City tesisleriyle ABD’deki toplam yatırımını 500 milyon doların üzerine çıkarmaya hazırlanıyor.
Sabancı Holding: Yenilenebilir enerjide Teksas’ta vites artırdı; toplam portföyünü 790 MW seviyesine taşıyarak güneşten elektrik üretecek.
NG Kütahya Seramik: Florida’da açtığı dev mağaza ve depo kompleksiyle Avrupa’daki başarısını Amerika’ya taşıdı.

Kaynak: Ekonomist Dergisi
Tekstilde "Çin Kaybetti, Biz Kazandık"
Hazır giyim ve ev tekstili, ABD pazarında adeta destan yazıyor. Çin, ABD pazarında %19,4 gibi keskin bir kayıp yaşarken, Türk ev tekstili %9,2’lik artışla pozitif ayrıştı.
TGSD Başkanı Toygar Narbay: "Çin ile oluşması muhtemel gerilimler, Türk hazır giyim sektörü için devasa bir fırsat potansiyeli taşıyor."
Sadece Üretim Değil, Yönetim Merkezi
AmCham Türkiye ve iş dünyası temsilcilerine göre Türkiye, Amerikan şirketleri için sadece bir fabrika değil, aynı zamanda Orta Asya ve Kafkasya’ya açılan bir "yönetim merkezi" olmaya aday. 2026 yılı, bu stratejik ortaklığın ve 100 milyar dolarlık hedefin "altın yılı" olarak görülüyor.
Kaynak: Ekonomist
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!