Kudüs’te "Mişmar Yehuda" dönemi: Bu hamle neden kritik?
Doğu Kudüs’te 3 bin 600 konuttan oluşan "Mişmar Yehuda" yerleşim birimine verilen onay, Orta Doğu’da zaten gergin olan ipleri kopma noktasına getirdi.
Bu haber sadece bir yerleşim kararı olduğu için değil, Kudüs’ün fiziki ve demografik bütünlüğünü doğrudan hedef aldığı için kritik bir önem taşıyor.
Kudüs'ün doğu kapısını mühürleyen bu hamle, iki devletli çözüm umutlarını bir kez daha rafa kaldırırken, kenti Filistin hinterlandından tamamen koparma riski taşıyor.
Arka plan: Adım adım "Yahudileştirme" politikası
İsrail’in yerleşim politikası yeni bir olgu olmasa da, son dönemdeki hızı ve seçilen konumlar stratejik bir "çember" stratejisine işaret ediyor.
Uzun süredir devam eden Doğu Kudüs’ü çevreleme planı, Mişmar Yehuda projesiyle yeni bir evreye girdi.
Bu proje, İsrail’in bölge üzerindeki kontrolünü kalıcı hale getirme ve uluslararası toplumun "yasa dışı" olarak tanımladığı yerleşim birimlerini genişletme vizyonunun bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Taraflar: Kim, ne diyor?
İsrail (Maliye Bakanı Bezalel Smotrich): Kararı savunan Smotrich, bu yerleşimi "stratejik bir üs" olarak tanımlıyor. Kudüs’ü doğu tarafından koruma amacı güttüklerini belirterek, bölge üzerindeki kontrolü güçlendirme politikasından taviz vermeyeceklerini ilan etti.
Hamas: Kararı "uluslararası hukukun ihlalinde yeni bir suç" olarak nitelendirdi. Yapılan açıklamada, bu adımın Kudüs’ü Filistin çevresinden tamamen soyutlamayı hedeflediği ve sahadaki tüm sonuçlarından İsrail’in sorumlu olacağı vurgulandı.
Uluslararası Hukuk: Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası kuruluş, işgal altındaki topraklardaki tüm yerleşim birimlerini yasa dışı ve barışın önündeki en büyük engel olarak görmeye devam ediyor.
Bu neyi gösteriyor?
Bu hamle, İsrail’in artık "savunma odaklı" yerleşimden ziyade "siyasi bir emrivaki" yaratma aşamasına geçtiğini gösteriyor.
3 bin 600 konutluk devasa bir projenin tam da bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde onaylanması, sahadaki fiili durumu (fait accompli) geri dönülemez hale getirmeyi amaçlıyor.
Analizler, bu tür adımların Filistin devletinin başkenti olarak öngörülen Doğu Kudüs’ün coğrafi devamlılığını tamamen yok ettiğini ortaya koyuyor.
Olası senaryo: Bundan sonra ne olur?
Kısa vadede bölgedeki protestoların ve güvenlik geriliminin artması kaçınılmaz görünüyor. Uzun vadede ise bu yerleşim birimi, herhangi bir barış müzakeresinde Kudüs’ün statüsünü İsrail lehine kilitleyecek bir "fiziksel bariyer" görevi görecek.
Uluslararası toplumun yaptırım gücü olmayan kınamaları sürdüğü müddetçe, yerleşimlerin Batı Şeria’nın derinliklerine doğru genişlemeye devam etmesi en güçlü senaryo olarak masada duruyor.
Haber Kaynağı: TRT Haber
Fotograf: AA
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!