İstanbul'da meydana gelen depremler ve uzman görüşü

İstanbul’da Büyükada’nın güneyinde 2,3 ve 3,2 büyüklüğündeki depremler, Marmara’daki fay tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

KAYNAK CNN Türk
İstanbul'da meydana gelen depremler ve uzman görüşü

İstanbul’da Büyükada’nın güneyinde 2,3 ve 3,2 büyüklüğündeki depremler, Marmara’daki fay tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bu sarsıntıların Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmediğini belirterek, “Buradan büyük deprem çıkmaz” değerlendirmesinde bulundu. Üşümezsoy, bu hareketliliğin, 17 Ağustos 1999 ve 23 Nisan 2025 depremlerinin ardından bölgede oluşan stres transferiyle çalışan ikincil fay kollarıyla ilişkili olduğunu ifade etti.

İstanbul’da bugün meydana gelen depremler, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünün hemen ardından Marmara’daki faylara ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Büyükada’nın güneyinde kaydedilen 2,3 ve 3,2 büyüklüğündeki sarsıntıların ardından dikkatler bir kez daha Adalar Fayı’na çevrildi.

Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, kendi YouTube hesabında yaptığı değerlendirmede, depremlerin Adalar Fayı üzerinde meydana gelmediğini vurguladı. Sarsıntıların, Büyükada’nın güneyinde, Adalar Fayı’nı kesen kuzey-güney doğrultulu fay kollarıyla ilişkili olduğunu öne sürdü.

Üşümezsoy, Marmara’daki deprem hareketliliğinin değerlendirilmesinde Adalar Fayı ile bu fayı kesen ikincil fay sistemlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.

Önceki çalışmalarda Adalar çevresinde kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve Adalar Fayı’nı kesen genç fayların bulunduğunu ifade eden Üşümezsoy, Büyükada’nın iki yanından geçerek Dragos’un doğu kenarına doğru uzanan bir fay sistemine dikkat çekti.

19 Ağustos’ta meydana gelen depremlerin de bu sistem içerisindeki faylardan birinde gerçekleştiğini savunan Üşümezsoy, “Bugün olan depremler, haritamızı kanıtlayan bir olgudur” dedi.

Üşümezsoy, 1999 depreminden sonra Marmara’nın kuzey kenarında ve Adalar çevresinde meydana gelen birçok küçük depremin Adalar Fayı üzerinde yorumlandığını, ancak bunun doğru olmadığını ileri sürdü.

Bu depremlerin Adalar Fayı’nı kuzey ve güneyde kesen faylar üzerinde meydana geldiğini belirten Üşümezsoy, söz konusu fayların ana faydaki hareketlerin ardından oluşan stresle tetiklendiğini ifade etti.

Bu nedenle Büyükada’nın güneyindeki sarsıntıların olağan dışı bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

Prof. Dr. Üşümezsoy, bölgedeki hareketliliği 17 Ağustos 1999 depremi ve 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen deprem sonrasındaki stres değişimleriyle ilişkilendirdi.

23 Nisan 2025’teki Marmara Denizi depremi, AFAD’ın resmi raporunda ayrı bir deprem olayı olarak kaydedildi.

İstanbul'da meydana gelen depremler ve uzman görüşü

Üşümezsoy, 23 Nisan sonrasında ana fay üzerindeki hareketin çevredeki kuzey-güney doğrultulu ikincil faylarda küçük depremleri tetiklediğini öne sürdü.

Benzer bir sürecin 17 Ağustos 1999 sonrasında da yaşandığını belirten Üşümezsoy, Marmara’nın farklı bölgelerinde meydana gelen küçük sarsıntıların ana fayın doğrudan kırılması anlamına gelmediğini ifade etti.

Üşümezsoy, bu ikincil fayların tek başlarına büyük miktarda gerilim biriktiren ana faylar olmadığını söyledi.

“Buradaki küçük faylar 17 Ağustos’un ve 23 Nisan’ın bu bölgeye getirdiği stresle çalışan faylardaki oluşan küçük mikro depremler” diyen Üşümezsoy, ana fay üzerinde meydana gelen bir depremle açığa çıkan stresin çevredeki fay kollarına aktarılabildiğini belirtti.

Bu stresin söz konusu ikincil faylarda küçük depremleri tetiklediğini ifade eden Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyindeki son sarsıntıları da bu çerçevede değerlendirdi.

İstanbul'da 10 dakika arayla iki deprem!

Üşümezsoy’un açıklamasındaki en dikkat çekici değerlendirmelerden biri ise Büyükada’nın güneyindeki faylara ilişkin oldu. Adalar Fayı’nın bu bölgede “ölü fay” olduğunu savunan Üşümezsoy, Büyükada’nın güneyindeki küçük faylarda meydana gelen depremlerin 17 Ağustos 1999 ve 23 Nisan 2025 depremleriyle oluşan stres değişimleriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

Üşümezsoy, bu fayların küçük ve orta büyüklükteki depremlerden daha büyük depremlere geçiş yapan bir sistem olmadığını belirterek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Yani tekrardan söylüyorum, bu küçük kolların stres biriktirerek orta veya büyük şiddette bir deprem üretme kapasitesi yok.”

Yorumlar (0)

Yorum Yap

0/1000 karakter

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!