İBB Davasında 15. Celse: Savunma Odak Noktası Somut Suçlamalardan Kaydı
Ekrem İmamoğlu'nun 15 Dakikalık Konuşmasında İddianameye Cevap Vermemesi ve Dış İddiaları Gündeme Getirmesi Dikkat Çekti
Savunmada odak noktası değişti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 407 sanıklı "İmamoğlu Suç Örgütü" davasının son duruşmasında, savunma stratejisi hukukçular ve izleyiciler tarafından mercek altına alındı.
Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisine tanınan 15 dakikalık söz hakkı süresince hakkındaki "ihaleye fesat karıştırma", "rüşvet" ve "kamu zararını" içeren ağır suçlamalara teknik bir yanıt vermek yerine; kamuoyunda dolaşan "2 milyon dolara tahliye" iddiaları üzerinden yargı sistemine eleştiriler yöneltti.
Bu tutum, duruşmayı takip eden analizciler tarafından, somut delillerden kaçınan bir savunma refleksi olarak değerlendirildi.
İmamoğlu’nun savunma boyunca, iddianamede yer alan 160 milyar TL’lik kamu zararı veya 143 ayrı eylemle ilgili herhangi bir açıklama yapmaması; bunun yerine savcılığın sessizliğini ve aile üyeleri üzerindeki baskıyı vurgulaması, mahkeme salonunda yankı uyandırdı.
Aynı celsede, itirafçı sanık Elif Güven'in de "usulsüz ifade" gerekçesiyle beyanlarından vazgeçmesi, davanın teknik boyutundan çok usul ve söylem tartışmalarıyla ilerlediğini bir kez daha ortaya koydu.
Duruşmanın Öne Çıkan Kritik Gelişmeleri
Duruşmada yaşananlar, davanın hukuki içeriğinden ziyade sanıkların sergilediği stratejik tutumlarla şekillendi:
Suçlamalara Yanıt Verilmedi: Ekrem İmamoğlu, 15 dakikalık konuşmasında iddianamedeki somut suç unsurlarına (rüşvet, irtikap, yolsuzluk) dair teknik bir savunma yapmadı.
Dış İddialar Gündemde: İmamoğlu, kendisine yönelik suçlamaları yanıtlamak yerine, "2 milyon dolar karşılığında tahliye" vaadinde bulunduğu iddia edilen avukatların neden soruşturulmadığını sorguladı.
İtirafçı Geri Adım Attı: Medya A.Ş. yöneticisi Elif Güven, itirafçı olduğu beyanının "hastane vaadiyle adliyeye götürülerek" zorla alındığını öne sürerek etkin pişmanlıktan vazgeçti.
İddianameye Tepki: İmamoğlu ve avukatları, dosyayı "siyasi darbe" ve "iftiraname" olarak nitelemeye devam ederek mahkeme heyetine adalet çağrısında bulundu.
Savunma Stratejisi mi, Suçluluk Psikolojisi mi?
Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme huzurundaki tutumu, profesyonel hukuk analizlerinde "hedef şaşırtma" veya "savunma refleksinin bir sonucu" olarak yorumlanıyor.
Binlerce yıla varan hapis istemi ve devasa bir kamu zararı iddiasıyla karşı karşıya kalan bir sanığın, kendisine ayrılan kısıtlı sürede teknik detaylara girmek yerine, doğruluğu ispatlanmamış dış söylentilere (2 milyon dolar iddiası gibi) sığınması dikkat çekicidir.
Bu durum, sanığın kendisine yöneltilen somut delillere karşı verecek hukuki bir cevabının olmadığı ve bu açığı kamuoyu nezdinde mağduriyet algısı yaratarak kapatmaya çalıştığı şeklinde yorumlanabilir.
Hukuk çevrelerinde bu yaklaşım, genellikle köşeye sıkışmış savunmaların başvurduğu "psikolojik bir kalkan" olarak nitelendirilmektedir.
Özellikle itirafçıların birer birer ifadelerini geri çekmesiyle birlikte, davanın hukuk zemininden çıkıp tamamen bir "siyasi söylem" savaşına dönüştürülmek istendiği gözlemlenmektedir.
Fotograf: Ekip Haber
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!