Avrupa Yaşlanıyor: AB'ye Can Suyu Genişlemeden Mi Gelecek?
Avrupa Birliği (AB), tarihinin en büyük demografik kriziyle karşı karşıya. Nüfusun hızla yaşlanması, iş gücü piyasalarından sosyal güvenlik sistemlerine kadar birçok alanda ciddi sorunlar yaratıyor.
Bu durum, AB'nin uzun süredir rafa kaldırdığı genişleme sürecine yeniden hayat verme potansiyelini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, genç ve dinamik nüfusa sahip aday ülkelerin Birliğe yeni bir soluk getirebileceği yönünde analizler yapıyor.
Demografik Kriz Büyüyor: Rakamlar Ne Söylüyor?
AB'nin yaşlanma hızı dikkat çekici düzeyde. 2024 verilerine göre, Avrupa nüfusunun yüzde 20'sinden fazlası 65 yaş ve üzerinde.
Medyan yaşın (nüfusu iki eşit parçaya bölen yaş) 45 olduğu kıtada, bu eğilimin 2100 yılına kadar medyan yaşı 50'nin üzerine çıkaracağı tahmin ediliyor. Bu durum, Birlik için iki temel risk taşıyor:
İş Gücü ve Sosyal Güvenlik Üzerindeki Baskı
Yaşlanan nüfus, doğrudan emeklilik ve sağlık sistemleri üzerinde ağır bir finansal yüke neden oluyor.
Çalışan nüfusun azalması ve bakıma muhtaç yaşlı nüfusun artması, ekonomik büyüme potansiyelini zayıflatırken, her çalışan üzerindeki sosyal güvenlik yükünü artırıyor. Bu kısır döngü, AB'nin rekabet gücünü tehdit ediyor.
Genişleme: AB'nin Yeniden Canlanma Formülü
Demografik ve jeopolitik zorluklar, AB'nin uzun süredir askıda olan genişleme politikasını yeniden öncelik haline getirdi.
Ukrayna ve Batı Balkanlar gibi bölgelerdeki aday ülkelerin AB'ye katılımı, sadece bir dış politika aracı değil, aynı zamanda Birliğin iç yapısını gençleştirme potansiyeli taşıyor.
Aday Ülkelerin Demografik ve Ekonomik Avantajı
Yeni üye adaylarının çoğunda, mevcut AB ortalamasına kıyasla daha genç bir nüfus yapısı bulunuyor. Bu genç iş gücünün tek pazara entegrasyonu, hem iş gücü açığını kapatabilir hem de dinamik girişimcilik ruhuyla Birliğin genel büyüme hızına katkı sağlayabilir.
Genişlemenin Ekonomik Analizi
Daha önce AB'ye katılan ülkelerdeki büyüme deneyimleri, genişlemenin ekonomik faydalarını gösteriyor. Katılımdan sonraki dönemde yeni üyelerin ekonomik olarak ortalama yüzde 4 büyüdüğü ve bu büyümenin yaklaşık yarısının doğrudan katılım süreci ve entegrasyondan kaynaklandığı gözlemlendi.
Bu dinamik, AB'nin tek pazarını büyütürken, küresel ticaretteki pazarlık gücünü de artıracaktır. Dolayısıyla genişleme, sadece jeopolitik değil, aynı zamanda AB'nin uzun vadeli ekonomik sağlığı için de kritik bir "can suyu" olarak analiz ediliyor.
Kaynak: Euronews
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!