Berlin’de "Açık Kapı" Devri Resmen Kapanıyor: 2026 Operasyon Yılı mı Olacak?
Almanya'da iktidarın büyük ortağı CSU, mülteci politikasında taşları yerinden oynatacak bir "tahliye" ajandası hazırladı. 2026 yılını kitlesel sınır dışı operasyonlarının miladı ilan eden taslak, mültecilerin varlıklarına el konulmasından Ukraynalı erkeklerin cepheye gönderilmesine kadar bir dizi radikal madde içeriyor.
Siyasetin Yeni Rotası: Berlin’in Göç Anatomisi
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz hükümeti, Şubat 2025 seçimlerinde aşırı sağın (AfD) %21’e ulaşan yükselişini dindirmek amacıyla stratejik bir sağa kayış gerçekleştiriyor. Bu hamlenin en somut adımı, Bavyera merkezli CSU milletvekillerinden geldi. Hazırlanan yasa taslağı, Suriye ve Afganistan’a doğrudan uçak seferleri düzenlenmesini ve "iç savaş bitti" teziyle koruma statülerinin topluca iptal edilmesini öngörüyor. Özellikle 23 Aralık'ta ilk suçlu iadesinin gerçekleşmiş olması, Berlin'in artık "bekle ve gör" politikasından "uygula ve gönder" aşamasına geçtiğini kanıtlıyor.
Görünenden Daha Fazlası: "Tatil" mi, "Tuzak" mı?
Taslakta yer alan "ülkesine tatile giden sığınmacı" maddesi, hukuki bir köprü görevi görüyor. Eğer bir mülteci, can güvenliği olmadığını iddia ettiği ülkeye geçici olarak gidiyorsa, bu durum korunma ihtiyacının geçersizliği sayılarak statüsünün otomatikman feshine yol açacak. Bu, mültecilik hukukunda "samimiyet" kriterinin en sert şekilde uygulanacağı yeni bir dönemin işaretçisi.
Güç Haritası: Kazananlar, Kaybedenler ve Sessiz Kalanlar
Siyaset sahnesinde aktörlerin pozisyonları netleşmiş durumda:
Friedrich Merz ve CSU: AfD’nin elindeki "kontrolsüz göç" kozunu alarak sağ seçmeni konsolide etmeye çalışıyorlar.
Ukraynalı Erkekler ve Sığınmacılar: Yeni taslakla sadece Ortadoğulular değil, çalışabilir durumdaki Ukraynalılar da "vatan savunması" baskısı altına alınıyor. Ayrıca mültecilerin mal varlıklarının masraflar için kullanılması talebi, sığınma hakkını ekonomik bir yükümlülüğe dönüştürüyor.
Johann Wadephul (Dışişleri Bakanı): Kendi partisi içindeki sertleşmeye karşı "altyapı yetersiz" uyarısı yapsa da, rüzgarın tersine esmesiyle siyasi izolasyona sürüklenme riskiyle karşı karşıya.
Perdenin Arkasındaki Dinamik: 1980'lerden 2026'ya Tarihsel Simetri
Asıl soru şu: Bu hamle yeni mi, yoksa bir "nostalji" mi? Uzmanlar, Merz hükümetinin izlediği yolu 1983'te Helmut Kohl’ün Türklere uyguladığı "Geri Dönüş Teşvik Yasası"na benzetiyor. O dönem parayla ikna edilen "misafir işçi" profilinin yerini, bugün yasal zorunluluklarla sınır dışı edilen "sığınmacı" profili alıyor. Medyanın atladığı nokta; Almanya'nın sadece sığınmacı göndermediği, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği "insani sığınak" imajını da revize ettiğidir.
MaxHaber Analiz
2026 yılı, sığınma hakkının evrensel bir ideal olmaktan çıkıp, ulusal güvenlik ve demografik mühendislik araçlarına dönüştüğü kırılma noktası olarak tarihe geçecek. Merz’in AfD’yi durdurma planının işe yarayıp yaramadığı ise, Avrupa’nın genelindeki sağ dalganın kaderini belirleyecek.
Ekonomik Çıkar mı, İnsani Görev mi?
Sizce bir devletin, kendi toplumsal barışını korumak adına sığınmacıların birikimlerine el koyması ve onları riskli bölgelere geri göndermesi "adil" bir çözüm müdür? Yoksa bu durum, Avrupa’nın kurucu değerlerinden geri dönülemez bir kopuşu mu temsil ediyor?
Kaynak: Spiegel, Münchner Merkur, The Conversation.
Kaynak Notu: Bu haber, Alman hükümetinin resmi taslakları ve göç tarihi uzmanlarının analizleri sentezlenerek, 2026 projeksiyonu çerçevesinde hazırlanmıştır.
Gorsel: Perspektif.eu
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!