Fidan’dan Kritik İran Çıkışı: "İki Senaryo Masada"
Bakan Fidan, "Epic Fury" Operasyonunun 4. Gününde Bölgesel Riskleri Değerlendirdi
Hakan Fidan, TRT Haber canlı yayınında yaptığı açıklamalarda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sürdürdüğü operasyonun dördüncü gününde (3 Mart 2026) bölgedeki stratejik tabloyu analiz etti.
Fidan, mevcut krizin sadece askeri bir çatışma değil, küresel enerji güvenliğini ve dünya ekonomisini sarsabilecek bir potansiyel taşıdığını vurguladı. İran’ın "ben gidersem bölgeyi de götürürüm" yaklaşımının bölgedeki dost ülkeleri dahi hedef alan "yalnız" bir stratejiye dönüştüğünü belirtti.
Bakan Fidan’a göre savaşın gidişatını belirleyecek iki ana senaryo bulunuyor. İlk senaryo, İran’ın askeri kapasitesinin ve stratejik savunma hatlarının tasfiye edilmesine odaklanırken; ikinci ve daha sert senaryo doğrudan bir rejim değişikliğini hedefliyor.
Fidan, bu iki perspektiften hangisinin ağır basacağının, savaşın yayılma hızını ve süresini doğrudan etkileyeceğini ifade ederek, Türkiye’nin müttefikleriyle birlikte "işin daha kötüye gitmesini engellemek" adına diplomasi trafiğini sürdürdüğünü kaydetti.
Ocak ayında yürütülen ve savaşın eşiğinden dönülmesini sağlayan gizli diplomasiye de değinen Fidan, 27 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmenin tarihi bir dönüm noktası olduğunu açıkladı.
O dönemde Amerikalıların dört maddelik bir dayatmasına karşı bir "görüşme mimarisi" önerdiklerini belirten Fidan, İran’ın bu fırsatı değerlendirmede geç kaldığını ve 28 Şubat itibarıyla kaçınılmaz sürecin başladığını dile getirdi.
Körfez Stratejisi: "İnanılmaz Derecede Yanlış"
Bakan Fidan, İran'ın kendisine hava sahasını açmayan ve tarafsız kalan Körfez ülkelerine (Katar, Umman, Kuveyt vb.) yönelik saldırılarını sert bir dille eleştirdi. Bu ülkelerin İran lehine ciddi diplomatik çaba sarf ettiğini hatırlatan Fidan, Tahran’ın bu stratejisini "yalnız ve yanlış" olarak tanımladı.
Sınır Güvenliği ve Duvarın Önemi
Olası bir göç dalgasına karşı Türkiye’nin hazırlıklarının tam olduğunu belirten Fidan, İran sınırına örülen güvenlik duvarının stratejik önemine dikkat çekti:
Güvenlik Hattı: İran sınırı boyunca inşa edilen duvar, olası düzensiz göç dalgasına karşı en büyük güvence.
Tecrübe: Suriye krizinden çıkarılan derslerin bu süreçte rehber olduğu vurgulandı.
Hava Sahası: Bölgedeki hava sahasının tamamen askeri dron ve uçaklarla kaplı olduğu, sivil trafiğin imkansızlaştığı belirtildi.
Bölgesel Güvenlik ve "İç Cephe" Stratejisi
Orta Doğu’daki güç dengeleri açısından İran, Türkiye’nin hem komşusu hem de bölgesel bir rakibidir.
Ancak bu bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan sınır güvenliği ve göç riski anlamına gelmektedir.
Hakan Fidan’ın vurguladığı "iç cepheyi güçlendirme" ve "stratejik derinlikli diplomasi", Türkiye’nin bu yangının dışarısında kalarak bir denge unsuru olma çabasını yansıtmaktadır.
İran’daki olası liderlik değişimi veya askeri zayıflama, sadece Tahran’ı değil, Bağdat’tan Şam’a kadar uzanan geniş bir nüfuz alanını etkileyecek jeopolitik bir silsile yaratma potansiyeline sahiptir.
Yeni Liderlik Bir Fırsat mı?
Bakan Fidan, Ali Hamaney sonrası oluşacak yeni liderlik yapısının savaşı durdurmak için diplomatik bir kapı aralayabileceğini belirterek, onurlu bir çıkış yolunun bulunması gerektiğinin altını çizdi.
Kaynak: Max Haber, Haber Masasi, TRT Haber Canlı Yayın Kayıtları ve Dışişleri Bakanlığı Diplomatik Kaynakları.
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!