Washington’da "İsrail" Çatlağı ve BMGK’de İran Mesaisi: "Savaşın Gölgesi" Derinleşiyor
Senatör Murphy, Trump Yönetiminin İsrail Tarafından Savaşa İtildiğini Savunurken; Birleşmiş Milletler’de Yaptırım Düellosu Yaşandı; Tahran İse "Savaşı Uzaklaştırma" Stratejisine Geçti
Orta Doğu’daki askeri hareketlilik diplomasi masasını ve ABD iç siyasetini sarsmaya devam ediyor. Demokrat Senatör Chris Murphy’nin "İsrail bize ne zaman savaş açacağımızı söylememeli" çıkışı, Washington’daki yönetimsel çatlağı gözler önüne sererken; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Rusya ve Çin, İran nükleer krizinin asıl kışkırtıcısının ABD olduğunu ilan etti.
Sahadaki kayıplarının ardından "fazla nazik davrandık" diyen Tahran ise, savaşın gölgesini ülkeden uzun süreliğine uzaklaştıracak yeni ve sert bir doktrinin sinyalini verdi.
Bu gelişmelerin tetikleyicisi olan süreç, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun "İsrail planladığı için biz de saldırdık" imalı açıklamaları oldu. Senatör Murphy, ABD silahları ve desteği olmadan İsrail’in bu operasyonları yürütemeyeceğini vurgulayarak, Amerikan askerlerinin hayatının ve enerji fiyatlarının "başka bir ülkenin diktesiyle" tehlikeye atılmasını sert dille eleştirdi. Bu iç tartışma, ABD’nin bölgedeki operasyonel meşruiyetini kendi senatosunda sorgulanır hale getirdi.
Uluslararası arenada ise gerilim New York’taki BM Genel Merkezi’ne taşındı. ABD Temsilcisi Mike Waltz’un Rusya ve Çin’i "Tahran’ı korumakla" suçlamasına, Moskova ve Pekin’den "hukuksuzluk" yanıtı geldi.
2015 Nükleer Anlaşması’ndan (JCPOA) tek taraflı çekilen tarafın ABD olduğunu hatırlatan Rusya, 1737 Yaptırımlar Komitesi’nin yeniden kurulması için hiçbir yasal dayanak olmadığını belirtti. Çin ise ABD’yi "orman kanunlarına geri dönmekle" suçlayarak, krizin asıl müsebbibinin Washington’un müzakere sürecinde güç kullanması olduğunu vurguladı.
Washington’da "Müdahale" Sorgulaması ve İsrail Etkisi
Senatör Murphy’nin çıkışı, ABD dış politikasında geleneksel müttefiklik ilişkilerinin "ulusal çıkar" süzgecinden yeniden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
"Neden Savaş?" Sorusu: Murphy, İran’la savaşa girmek için hâlâ ikna edici bir argüman sunulamadığını, mevcut durumun Amerikan askerleri ve küresel enerji arzı için büyük bir risk oluşturduğunu belirtti.
Silah Satışları ve Etki: Senatör, dünyanın en gelişmiş silahlarının satıldığı bir müttefikin (İsrail), ABD’nin savaş kararlarını dikte etmesinin rasyonel olmadığını savundu.
Maliyet Analizi: Orta Doğu’daki çatışmaların sadece askeri değil, ekonomik bir yıkım getirdiği vurgusu yapıldı.
BMGK’de "Snapback" Sonrası Yaptırım Çıkmazı
28 Ağustos 2025’te yürürlüğe giren "snapback" mekanizması sonrası, BM yaptırımlarının geri dönmesi konseyi ikiye böldü.
ABD’nin "Denetim" Israrı: Mike Waltz, İran’ın füze ve nükleer programının dünyayı rehin aldığını savunarak yaptırımların sıkı denetlenmesini talep ediyor.
Rusya ve Çin’in "Hukuk" Barajı: Moskova ve Pekin, ABD’nin anlaşmaları ihlal eden taraf olduğu için yaptırım komiteleri kurma hakkının bulunmadığını iddia ediyor.
Diplomatik Çöküş: Çin, ABD ve İsrail’in askeri operasyonlarının derhal durdurulması gerektiğini, aksi takdirde krizin tüm bölgeye yayılacağını hatırlattı.
Tahran’ın Yeni Doktrini: "Nazik Olma Dönemi Bitti"
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin açıklamaları, Tahran’ın savunma stratejisinde asimetrik bir vites yükseltmeye hazırlandığını gösteriyor.
Savaşın Gölgesini Defetmek: Bekayi, düşmanın "istediği zaman vurup, sıkıştığında durduğu" bir döngüye son verileceğini, bunun için bölgedeki tüm güç merkezlerinin (proksi yapılar ve bölgesel unsurlar) kullanılacağını açıkladı.
Kayıpların Muhasebesi: Son 10 gündeki ağır kayıplara atıfta bulunan Tahran, "nazik" davranmanın bedel ödettiği inancıyla daha sert hamlelerin kapısını araladı.
Analitik Perspektif: "Zorlayıcı Diplomasi"nin Sonu mu?
Uluslararası ilişkiler literatüründe "Heizmann Doktrini" veya zorlayıcı diplomasi olarak bilinen yöntemler, sahada askeri güçle desteklenmediğinde veya müttefikler arasında derin çatlaklar oluştuğunda iflas eder.
Murphy’nin eleştirileri, ABD’nin Orta Doğu politikasının "outsourcing" (dış kaynak kullanımı) yoluyla İsrail’e devredilmesinin Washington’da yarattığı rahatsızlığı belgeliyor.
Öte yandan, Rusya ve Çin’in BMGK’deki sert tutumu, ABD’nin tek kutuplu yaptırım gücünün artık Doğu Bloku’ndan gelen "hukuki ve askeri dirençle" karşılaştığını kanıtlıyor. Bekayi’nin "nazik davranmayı bıraktık" çıkışı ise, önümüzdeki günlerde bölgedeki enerji koridorları ve stratejik üsler üzerinde asimetrik saldırıların (İHA ve proksi gruplar yoluyla) artabileceğine dair bir erken uyarı niteliğindedir.
Diplomasi ve Barut Hattı
Washington içindeki "İsrail etkisi" tartışması, BMGK’deki "hukuk" düellosu ve Tahran’ın "sertleşme" sinyali; 2026’nın ilk yarısının Orta Doğu için en kritik dönem olacağını gösteriyor. Savaşın gölgesi, sadece İran’ın değil, tüm küresel ticaret ve diplomasi masasının üzerine düşmüş durumda.
Kaynak: BM Güvenlik Konseyi Tutanakları (Mart 2026), Drop Site Özel Röportajı, Trt Haber, İran Devlet Televizyonu, Max Haber Analiz Masası.
Gorsel: Kanal6 Haber
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!